Sıkça Sorulan Sorular
Vekâletten sürelere, sözleşmelerden gayrimenkule, yabancılar hukukundan şirketlere kadar sık sorulan konularda genel bilgilendirme. Bu açıklamalar hukuki tavsiye niteliği taşımaz.
Sıkça Sorulan Sorular
Genel bilgilendirme; hukuki tavsiye değildir.
Aşağıdaki açıklamalar geneldir ve somut olayın koşullarına göre değişebilir; başlığa dokunarak yanıtı görebilirsiniz.
Hukuki bir sorun belirginleştiğinde değil, çoğu zaman daha o ihtimal ufukta görünürken avukata danışmak en sağlıklı yaklaşımdır. Önleyici hukuk, doğmuş bir uyuşmazlığı yönetmekten genellikle daha az yıpratıcıdır; bir sözleşme imzalanmadan, bir taşınmaz devredilmeden veya bir bildirim yapılmadan önce alınan görüş, sonradan telafisi güç sonuçların önüne geçebilir.
Vekâlet, avukatın müvekkili adına ve onun menfaatine hareket etmesini sağlayan güvene dayalı bir hukuki ilişkidir. Noterde düzenlenen vekâletname, avukata belirli işlemleri yapma yetkisi tanır; bu yetkinin kapsamı işin niteliğine göre belirlenir. Vekâlet vermek, kontrolü tümüyle devretmek değil; sürecin hukuki-teknik kısmını ehil bir kişiye, bilgilendirme akışını koruyarak emanet etmektir.
Türk hukukunda hak aramanın belki de en kritik boyutu zamandır. Pek çok hak, yalnızca belirli süreler içinde kullanıldığında korunur; bu süreler kaçırıldığında hak, esastan haklı olsanız dahi kullanılamaz hâle gelebilir. Bu nedenle bir bildirim, itiraz veya dava düşüncesi doğduğunda vakit kaybetmeden değerlendirme yaptırmak, çoğu zaman sürecin en belirleyici adımıdır.
Zamanaşımı, bir alacağın dava yoluyla istenebilme niteliğini zayıflatan; ileri sürülmesi karşı tarafın def'ine bağlı olan bir kurumdur — hâkim kendiliğinden dikkate almaz. Hak düşürücü süre ise hakkın kendisini sona erdirir, hâkim tarafından re'sen göz önüne alınır ve kural olarak durması/kesilmesi söz konusu değildir. Bu ayrım teknik görünse de pratikte sonucu kökten değiştirir; bir hakkın hangi tür süreye tabi olduğunu erken tespit etmek bu yüzden önemlidir.
Sözleşme, tarafların iradesini geleceğe taşıyan ve uyuşmazlık hâlinde ilk başvurulacak metindir. İmzadan önce yapılan inceleme; belirsiz hükümleri, dengesiz cezai şartları, yetki ve uygulanacak hukuk maddelerini ve örtülü riskleri görünür kılar. Müzakere masasındaki en güçlü an, imza atılmadan önceki andır; sonradan değiştirmek çoğu zaman hem zor hem maliyetlidir.
Kişisel verilerin korunması ve sektörel regülasyonlar bugün yalnızca bir yükümlülük değil, kurumsal itibarın ve sürdürülebilirliğin parçasıdır. Aydınlatma metinleri, veri envanteri, gerekli hâllerde sicil kaydı ve veri güvenliği tedbirleri gibi başlıklardaki eksiklik ciddi idari yaptırımlara yol açabilir. Uyum, denetim geldiğinde değil, süreçler tasarlanırken kurulduğunda gerçekten koruyucudur.
Türk hukukunda taşınmaz mülkiyeti kural olarak tapu siciline tescil ile geçer; noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi tek başına mülkiyeti devretmez, yalnızca devir taahhüdü doğurur. Bu nedenle devir öncesi tapu kaydının; ipotek, haciz, şerh ve beyanlar hanesinin incelenmesi, sicile güven ilkesinin sağladığı korumadan tam olarak yararlanabilmek için belirleyicidir.
Yabancıların Türkiye'de kalışı ve çalışması, ilgili mevzuat çerçevesinde ikamet izni ve çalışma izni rejimlerine tabidir. İzin türü; kalış amacına (taşınmaz, aile, öğrenim, iş) göre değişir ve her birinin kendine özgü belge ve süre koşulları vardır. Başvuruların doğru türde ve eksiksiz yapılması, sonradan ret veya gecikme riskini önemli ölçüde azaltır.
Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun istisnai kazanım hükümleri, belirli yatırım türleri karşılığında vatandaşlık başvurusuna imkân tanır; en bilinen yollardan biri, belirli bir eşik değerin üzerinde taşınmazı, tapuya satılmaması şerhi konulmak şartıyla satın almaktır. Süreç; değerleme raporu, döviz işlemleri ve idari başvurular gibi sıkı usul adımları içerir ve her aşamadaki bir hata başvurunun reddine yol açabilir. Güncel eşik ve koşullar değişebildiğinden başvuru öncesi doğrulama önemlidir.
Bir Türk vatandaşı ile evlilik, kendiliğinden vatandaşlık sağlamaz; kanunda öngörülen süre boyunca evliliğin devam etmesi, aile birliği içinde yaşanması gibi koşulların gerçekleşmesi ve usulüne uygun başvuru yapılması gerekir. Bu süreçte beyan ve belgelerin tutarlılığı, başvurunun sağlıklı ilerlemesi açısından önem taşır.
Türkiye'de bulunmayan yabancı gerçek veya tüzel kişiler, işlemlerini usulüne uygun düzenlenmiş — ve gerektiğinde apostilli ve tercümeli — bir vekâletname ile bir avukat aracılığıyla yürütebilir. Bu hem fiziksel olarak Türkiye'de bulunma zorunluluğunu azaltır hem de dil ve usul farklılıklarından doğan riskleri sınırlar.
İlgili mevzuat, yabancı yatırımcıya kural olarak yerli yatırımcıyla eşit muamele tanır; yabancılar limited veya anonim şirket kurabilir. Süreç, unvan belirleme, ana sözleşme hazırlığı, vergi ve banka işlemleri ile ticaret siciline tescili kapsar. Şirketin yapısının (limited/anonim) baştan doğru seçilmesi, ileride yönetim ve sorumluluk açısından belirleyicidir.
Ticari ilişkilerde sözleşme, tarafların beklentilerini ölçülebilir yükümlülüklere dönüştüren temel araçtır. Uyuşmazlık doğduğunda ise, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepli ticari davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartıdır; bu adım atlanırsa dava usulden reddedilir. Bu nedenle ticari ihtilaflarda izlenecek yolun baştan doğru kurgulanması önemlidir.
Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı ve kiraya verenin hak ve yükümlülükleri ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların önemli bölümünde — ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin haller gibi istisnalar dışında — dava açmadan önce arabuluculuk dava şartıdır. Tahliye, kira tespiti ve uyarlama gibi taleplerde sürecin doğru başlatılması belirleyicidir.
İş ilişkisinin sona ermesi, hem işçi hem işveren açısından titizlik gerektiren bir süreçtir. İşe iade ve işçilik alacaklarına ilişkin taleplerde, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur ve fesih bildiriminin tebliğinden itibaren işleyen kısa başvuru süreleri vardır. Bu sürelerin kaçırılması, esasen haklı bir talebin dahi sonuçsuz kalmasına yol açabilir.
Tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığın değerine göre Tüketici Hakem Heyeti veya Tüketici Mahkemesi yetkilidir; tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava öncesi arabuluculuk bir dava şartıdır. Doğru merciin ve doğru yolun baştan belirlenmesi, hak arama sürecini hızlandırır.
Trafik kazası ve benzeri olaylarda maddi ve manevi tazminat talepleri, hem sigorta şirketine başvuru hem de gerektiğinde dava veya tahkim yollarını içeren çok aşamalı bir süreçtir. Bu alanda delillerin — kaza tespit tutanağı, sağlık raporları — zamanında toplanması ve başvuruların süresinde yapılması, tazminat hakkının korunması açısından kritiktir.
Türk hukukunda arabuluculuk kural olarak isteğe bağlıdır; ancak ticari, işçi-işveren ve tüketici uyuşmazlıkları ile kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkından doğan uyuşmazlıkların önemli bölümünde dava açmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartıdır. Bu şart yerine getirilmeden açılan dava, esası incelenmeksizin usulden reddedilir. Kapsam zaman içinde değişebildiğinden güncel durumun teyidi önemlidir.
Dava, çoğu zaman ilk değil son başvurulacak yoldur. Açılmadan önce; delil durumunun, varsa zorunlu arabuluculuk şartının, görevli ve yetkili mahkemenin ve en önemlisi sürelerin değerlendirilmesi gerekir. İyi hazırlanmış bir ön değerlendirme, hem gereksiz davaların önüne geçer hem de açılması gereken davanın sağlam bir zeminde başlamasını sağlar.
Avukat, müvekkilinin kendisine açtığı her şeyi sır olarak saklamakla yükümlüdür; bu yükümlülük mesleğin temel taşlarından biridir ve ilişki sona erse dahi devam eder. Bu gizlilik, müvekkilin avukatına çekinmeden ve eksiksiz bilgi verebilmesinin güvencesidir.
Görüşme
Bir konuyu görüşmek veya dosyanızı değerlendirmek için iletişime geçebilirsiniz. Danışma ücrete tâbidir.
İletişim bilgileri →